Bu bir roman değil... Bu bir hayat. Yaşanmış gerçek bir olayın roman uyarlamasıyla karşınızdayım sevgili okurlarım. Bu hayatı kaleme almamın en büyük sebebi gerçekten okunmaya değer bulmamdan ötürüdür. Umarım bu hayatı okudukça içinden dersler çıkarır, hayata daha sağlam bağlarla sıkı sıkıya sarılırsınız. Bu romanda kendinizden bir parça bulmanız dileğiyle iyi okumalar....
1.BÖLÜM
* HUZURLU BAŞLAYAN BİR HAYAT *
Annem şefika hanım... 1933 yılının baharında kırşehirde küçük kardeş olarak dünyaya gelmiş. Hüseyin dedem onun doğumuna öyle çok sevinmişki adına pilav günü yapmış. E tabii kolay değil kırşehir gibi biryerde şimdilerdeki gibi bir alışveriş merkezi olmadığını düşünürsek bakkal dükkanı işletmek en büyük zenginlik. Bunuda fazlasıyla kullanmış dedem....
Annemin hayatı öyle huzurlu başlamışki okumanın zor olduğu bir dönemde ilk okula şehvetle sarılmış ve okulunu bitirmeyi başarmış. Okulu bitirdikten sonra bir yaz günü bahçede anneannemle otururlarken dedem gelir :
- Ooo hanımlar ne yapıyosunuz böyle ?
- Ne yapalım bey oturduk kızımla halı dokuyoruz malum okulu bitti yaz geldi. Artık büyüdü bana yardım ederek geçiriyor yazı güzel kızım.
- Evet şefika büyüdü serpildi okulunuda bitirdi zar zor... Nasıl olsa bundan sonrada halı dokumaya devam edecek seninle artık gelirimiz daha hızlı artar.
- Aman bey ne diyorsun zaten varlığımız yerinde çok şükür. Okusa ne olurki sanki.
- Ya kadın asabımı bozma ne zamandan beri beyine karşı gelir oldun sen !!! Kız kısmına çok okumak yaraşmaz. Bundan sonra seninle halı dokuyup evimize destek olacak. o kadar dedim o kadar!!
Böylelikle annem artık başlar hergün halılar dokumaya. Yıllar geçtikçe eli daha da yatkınlaşır ve artık ustalaşır bu konuda. Yıllarla beraber o 12 yaşındaki kız serpilir büyür genç kız olur. Günlerden bir gün annemi mahalle çeşmesine gönderir anneannem.Malum o zamanlarda bizim gibi tam donanımlı evler olmadığı için evlerde su bulunmazdı.Doğal olarak her mahallenin bir çeşmesi vardı ve genel olarak bayan kesimi sırayla o çeşmenin başına gider su doldururlardı.Annem de o gün çeşmenin başına gittiğinde çeşme başında yakışıklı yağız bir delikanlı olan babam ömer beyi su içerken bulur. Babam kafasını çeşmeden kaldırıp ona baktığında annemi beğenir. O günlerde büyüklere olan saygıdan ötürü çiftler rahat rahat konuşamadıkları için biraz annemin birazda babamın gayretleri ile sık sık çeşme başında buluşurlar. Ferdi Tayfurun susadım çeşmeye hesabı :)))Artık ikiside uzun bir süre birbirlerini tanıdıktan sonra işin usulü gereği babamın isteği üzerine babamın tarafı annemin tarafına kız istemeye dedemin rızasını almaya giderler. kahvesi sohbeti derken olay konuyu açmaya gelir:
- Hüseyin bey. Sebebi ziyaretimiz malum. Siz çok haberdar olmasanızda bizim oğlan sizin kızı görmüş çok beğenmiş. Bu beğenilik zamanla aşka dönüşmüş aralarında. Bizde kızınızı gördük ve bu birliktelik için sizin rızanızı almaya geldik. he deyin bu iş olsun.
- Olmaz öyle şey!
Erkek tarafı şok olmuştur. Bir süre sonra şaşkınlığı üzerinden atarak sorar:
- Nedendir sebebi Hüseyin bey. Bir kusurmu işledik bu öfkeniz niye?
- Size bir öfkem yok. Ancak ben daha önceden bir başkasına söz verdim. Bu sözümü çiğneyemem benim sözüm bu diyarda senettir.
- Sizi anlıyorum Hüseyin bey. Ancak seven bu iki genci birleştirmek sevaptır. Biraz yardımcı olamazmısınız bize ?
- Olmaz diyorum beyim! bunun neresini anlamıyorsun. Lütfen evimden çıkın ve bir daha bu konuyla asla gelmeyin !
Bu olaydan sonra dedem bir hışımla annemin odasına girer ve :
- Sen kim oluyorsunda benden habersiz arkamdan iş çeviriyorsun! Bunu asla kabul edemem. Bir daha asla evden dışarı adımını atmayacaksın. Seni söz verdiğim yere vereceğim. O çocuğu unutacaksın.
Der ve odadan çıkar. Annem ise hıçkırıklara boğularak ağlamaya başlar. Çünkü iyi başlamakta olan hayatı gitgide daralan bir çembere dönüşmektedir. ve bununla nasıl baş edeceğini bilememektedir.
FOTBOL's

Güzel başladınız,
YanıtlaSiltakipteyim:)
Teşekkür ederim beğenmenize sevindim. Bu yaşanan hayatı herkesin bilmesi görmesi ve dersler çıkarması gerektiğini düşündüm...
Sil