16 Ekim 2012 Salı

KALP AFFETSEDE KIRILMIŞTIR BİR KERE 4. BÖLÜM








4. BÖLÜM




*   YELKEN AÇTIĞIMIZ KARABULUTLAR  *





         Annemle babam Otogar'a geldikten sonra Babamın abisi mustafa karşılar ve onu İzmirin eşşiz manzaralı ama bir o kadar da kırsal semtindeki evlerine götürür. Geçimini bebek ayakkabısı imalatı ile sağlayan birinin daha lüks bir yerde yaşaması beklenemezdi zaten. Eve geldiklerinde bir süre oturup havadan sudan sohbetle özlemlerini giderirler. Konu İzmirde bir hayat kurmaya gelince Mustafa bey ciddi bir tavırla:

     -  E artık izmirli sayılırsınız abicim tabii burada yaşamanın bazı gerekleri var. Öncelikle bir iş bulup çalışman lazım. benim köhne dükkan senin işini görmez bana zor yetiyor zaten ama sana yakın zamanda bir iş bulucam.Daha sonrada beraber bir ev bakarız size. Gül gibi geçinir gidersiniz.
  
        Babam bu duruma çok sevinir. herşeyin yolunda olacağını ve mutlu olacaklarını söyler anneme. Annemin içinde ise bir tedirginlik vardır. Çünkü kaçarak geldikleri için peşlerine düşmelerinden korkmaktadır. 

      Birkaç gün sonra Mustafa bey bir iş haberi ile çıkagelir. Bir fırında iş bulmuştur. İş çok tatmin edici olmamakla beraber zordurda. Ancak babam bir başlangıç yapabilmek için işi kabul eder. Yaklaşık bir ay kadar alın teriyle yoğrulmuş bu yorucu işte çalışır.  Bir ay sonra ise bir kumaş dokuma fabrikasına geçerek çektiği sıkıntı dolu bir ayın ödülünü alır. Buradaki işte zordur ancak maaşı ve ustabaşı pozisyonu babamı tatmin etmeye yettide arttı bile. Daha sonra bir ev kiralayarak düzenlerini yavaş yavaş oturtmaya başlarlar.

      Aylar ayları yıllar yılları kovalar. Bu süre içerisinde babamı ve annemi kimse arayıp sormuyor ve mutlu bir hayat yaşanıyor İzmir semalarında :)) ve 1954 yılının ilkbaharında ben dünyaya geliyorum. Annemin ve babamın en büyük meyvesi.... benden ikiş yıl sonrada bir erkek kardeş dünyaya geliyor. Herşey öyle güzel gidiyorki tadından yenmez derler ya...İşte aynen öyle :))  
     Aradan tam 7 yıl geçti. ben 7 yaşına geldim. Okula tam başlayıp bir ay geçmiştiki kara bulutların habercisi olan ilk kez gördüğüm babaannem Kırşehirden geldi bize tüm ihtişamıyla.  Oturup gelinini selamladıktan sonra hemen konuya geliyor : 

     - Bak oğlum uzun zamandır ne sen nede biz seni güvenliğin açısından aramadık sormadık. Bu süre zarfında çok şey değişti memleketimizde. Baban hastalığa yakalandı. Bağ bahçe işleri çok yarım kaldı. kardeşin ve ben bunları idare edemiyoruz. Çok perişan duruma geldik. Eğer biraz Analık hakkım varsa Kırşehire dönün.
     Babam hayretler içinde bakar kalır ve düşünür. Elinden başka birşey gelmez. Annemi karşısına alır ve : 

      - Bak güzel karıcım durum böle böle ben tekrar kırşehire dönmek durumundayım. Anamın çok hakkı var üzerimde.Sende gördün ne kadar perişan haldeler.
     
        - Bey iyi hoş dersinde eğer gidersek bizi bulurlar başımıza iş alırız. Gel biz burada kalalım.
       - Hanım ben gidiyoruz dediysem bitmiştir olay ben gidiyorum sende dönüyorsun benimle. Bu kadar zaman geçti aradan torununu kucağına alınca dünyayı unutur sizinkiler. 

        - Peki bey madem öle diyosun...Yapacak birşey yok.

    Ve hep beraber tekrardan Kırşehire... Karabulutların habercisi olan şehre doğru yol almaya başladık...


       Kırşehire geldiğimizi annemin tarafı bilmiyorken 15 gün sonra dedemin vefatı ile sarsıldık. Vefatından sonra cenazesinde annemin tarafı ile ilk kez karşılaştık. Anne tarafından Dedem cenazede bizi gördüğünde eli ayağı buz kesti. şaşkınlığını gizleyemedi. Anneme uzun uzun baktı cenaze boyunca... Defin işlermleri bitene kadar tek kelime konuşmadık. İşlemler bitipte giderken dedem yavaşça geldi. Babamla burun buruna kadar gelecek kadar yaklaştı. o sinirli bakışlarıyla babamı süzdü uzun bir süre. Daha sonra o sinirli bakışlarının yerini gülümseme ve ardından bir sarılma ve gözyaşlarına aldı.. Ağzından belli belirsiz bir cümle...Affetttim dedi. Bu belkide bu şehre geldiğimizden beri aldığımız en iyi haberdi. Sanki bir anda olsa karanlıkta bir ışık doğmuştu. ne varki o ışığın hızla kapanacağını adımız gibi biliyorduk.
         Bulutların dağılmak üzere olduğu bugünlerde bağ bahçe işi için gelen babam ve biz kış ayında bağ işlerinin olmamasından ötürü bağ bahçe işlerini askıya almak zorunda kaldı. babamın abisi olan Bekir amcanın küçük bir bakkal dükkanı vardı. Ancak bakkal dükkanının geliri bize babaanneme ve amcama yetmiyordu. Bu yüzden amcam babamı böle gitmeyeceğini ve bir iş bulması konusunda uyardı.Bunu üzerine babam köye gidip iş aramaya başlar. Oradaki eski çocukluk çevresinin yardımıyla berberlik yapmaya başlar
     Bir süre sonra işlerin rengi değişmeye ve karabulutların oluşturduğu yağmurda ıslanmaya başladık. Babaannem babam işe gittikten sonra terör estirmeye ve artık yeter bu evde kalmayın attı gitti başıma sizi sıkıldım deyip annemi ve bizi zor durumda bırakmaya başladı. babam yollar karla kaplı olduğu için gelemiyor ve herşeyden habersiz kalıyordu Annem ise bir gün dedeme giderek durumu anlattı. dedem:

         - Ben sana demiştim baştan kızım bu iş bu tutumla bundan sana koca olmaz diye. Ama yinede kızımsın torunlarımın anasısın sana yardım edicem. 
         Bir süre sonra oradan taşınıp dedemin bulduğu bir oda bir salon eve geçiyoruz. İçini orta halle döşeyip yaşamaya başlıyoruz.Ancak un dışında yemeklik hiçbirşeyimiz yok. 
        
           Evimizin sahibi alim amca..Almanyada yaşayan bir gurbetçi...onun karısı zübeyde hanım ise evin kirası işle geçinip çocukları büyütmenin telaşında. Evinimzde birşey olmadığını görmüş olacakki  Bizi evine davet ediyor bazende bize birşeyler getirerek bizi doyurmaya çalışıyordu. Çünkü evimizde yiyecek birşey yoktu ve babama hala ulaşamamıştık.Bense yeniden okula başlamış ev sahibinin kızları ile okula gidiyordum. Birgün yokluktan kışın soğuğunda giydiğim yazlık ayakkabılar yüzünden karda yürüyememiş ve ev sahibinin kızının sırtında eve gelebilmiştim. Böyle soğuk günlerin yanında istdğimiz son şey bir dertti ve buda çok yakın zamanda kapımızı çalıp fazlasıyla başımızı ağrıtacaktı. Artık sıkıntının yanında yoksulluklar toplum baskısı ve babamın yokluğu ile iyice dibe vurmamıza ramak kalmıştı.... Bu memleket belkide bizim sonumuz olacaktı.


     

                                                                                                     FOTBOL's




 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bunlarda ilginizi çekebilir

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...